- yapi.com.tr
- 26.11.2004
- GÜNDEM
- 2 okunma
2004 Ağa Han Mimarlık Ödülü’nü “B2 Evi” Kazandı
Mimar Han Tümertekin'in, Bilsar Tekstil'in sahipleri Selman Bilal ve Süha Bilal için tasarladığı B2 Evi, Ağa Han Vakfı'nın 9. Dönem Mimarlık Ödülü
Mimar Han Tümertekin'in, Bilsar Tekstil'in sahipleri Selman Bilal ve Süha Bilal için tasarladığı B2 Evi, Ağa Han Vakfı'nın 9. Dönem Mimarlık Ödülü'nün sahibi oldu.
Hindistan Başbakanı'nın da katılımıyla, 27 Kasım Cumartesi günü eski Hint Hükümdarı Hümayun'un Yeni Delhi'deki mezarının bahçelerinde yapılan törende ödül sahipleri ödüllerini Ağa Han'ın elinden alacak.
Mimarlık yoluyla İslam kültürünün anlaşılması ve değerlendirilmesinin amaçlandığı yarışmada, sanatçı, filozof, mimar ve kent plancılardan oluşan 9 kişilik büyük jüri, 44 ülkeden 378 projeyi değerlendirdi. B2 Evi'nin mükemmellik, refah ve tasarım duygularını birarada barındıran, yenilikçi ve yaratıcı bir tasarım olduğunu vurgulayan jüri, yapının içinde bulunduğu tarihsel, kültürel ve doğal çevreyle uyumundan da son derece etkilendiklerini belirtti.
Ağa Han Mimarlık Ödülleri
Dünyanın en saygın mimari tasarım yarışmalarından olan Ağa Han Mimarlık Ödülleri, 1977'den bu yana kültürün ağır bastığı geleneksel değerlere sahip çıkan ama çağın geleneklerini de karşılayan bir mimarlığın geliştirilmesi amacıyla veriliyor.
İslam kültür çevresinde yeralan ülkelerdeki mimarlık etkinliğini teşvik etmek amacıyla 3 yılda bir düzenlenen yarışmada aday olacak yapılarda ödül dönemi başlangıcından önceki 12 yıllık dönemde inşa edilmiş, müslüman bir ülkede tasarlanmış ve en az bir yıl kullanılmış olma kriteri aranıyor.
HAN TÜMERTEKİN VE MİMARLAR TASARIM OFİSİ'NİN B2 EVİ İÇİN GÖRÜŞLERİ
İşveren-Mimar İlişkisi Hakkında
İşverenlerimiz Süha Bilal ve Selman Bilal ile arsa seçiminden başlayarak gelişen bir ilişki yaşadık. İşverenin mimarca konuşmalarına tanık olmadık, işveren kendisi gibi kaldı. Bu da mimarın ve mimarlığın yolunu açtı.
Bütçe kısıtlamaları ikinci dereceden sorunlardı; oraya bir ev yapılacaktı, mimarın istekleriyle işverenin istekleri birbirlerini geliştirdi, istekler kişiselleştirilmedi, isteklerin birleştirilmesi yolu, zorlamayla değil, kendiliğinden benimsendi, dolayısıyla beklenen işveren-mimar çatışmaları yaşanmadı.
Ortaya dikkat çeken, konuyla ilgilenenlerin görmeye gittikleri bir mimarlık ürünü çıktı.
Ortaya bir ev çıktı, ama daha önemlisi bizimle aynı yöne yürüyen kişilerle tanıştık.
Bir ev olarak tasarlanan yapının, gerek yakın gerekse uzak çevresindeki bütün evleri kendilerini yeniden tanımlamaya yöneltmesi yanında, işveren ve mimar ilişkisini yenilediği de yaşadık.
Ev Hakkında
B2 Evi'nin taşları ve betonları başka bir benzersiz ilişkiyi gizliyor.
Bilen birinin rahatlığı, dinginliği, sakınımsızlığı, belki de gururuyla duruyor. Duruyor, yalnız. Farkedilmiyor, farkettirmiyor kendini, orada olduğunu hissettiriyor; köyde yaşayanlar orada bir ev olduğunu biliyorlar, eve benzemeyen bir ev, hep gördükleri gibi olmayan bir ev, ama yaşayan, işleyen bir ev, ev gibi ev, olması gereken gibi ev, mimarın "Ol!" dediği ve ayağa dikilen ev.
Belki hep ordaydı.
SELMAN BİLAL VE SÜHA BİLAL'İN B2 EVİ İÇİN GÖRÜŞLERİ
B2 Evi'nin tasarlanmasındaki düşüncemiz, günlük iş koşturmacası içinde hızla akıp giden zamanı biraz olsun yavaşlatacak, doğayla başbaşa kalabileceğimiz ve kendimizi dinleyeceğimiz bir hafta sonu mekanı yaratmaktı. Yani kısa süreli kullanım için de olsa, teknk altyapısıyla bizi yormayacak, en az kentte yaşadığımız mekanlar kadar donanımlı, günlük alışkanlıklarımızdan ve zevklerimizden uzaklaşmadan müzik dinleyip, kitap okuyabileceğimiz ve aynı zamanda sükuneti bulabileceğimiz bir ortam hayal etmiştik. Daha önce gerek iş gerekse özel projelerimizde pek çok kez birlikte çalıştığımız Han Tümertekin'le birlikte geliştirdiğimiz bu düşünceler, B2 evinde hayata geçmiş oldu.
9. DÖNEM AĞA HAN ÖDÜLÜ JURİSİNİN B2 EVİ İÇİN GÖRÜŞLERİ
Kanımızca bu ev kusursuzluğu, rahatlığı ve seyredilmeye yaraşır olmayı canlandırıyor. Yepyeni, benzeri görülmemiş bir yaratım, ama bir yandan da, yeraldığı ortamdan koparılması olanaksız bir parça. Çevresindeki yapılar ve yerşekilleriyle birlikte geçmişten gelen bir ev; kendine en yaraşan giysilere bürünmüş, gururla bekliyor kendi çağının gelmesini, çevresindekilerin de çözülüp kendisini bağırlarına basmasını, giderek bütün o görünümün yenilenmesini.
Bu ev olabildiğince az sayıda eleman kullanılarak gerçekleştirilmiş, ama gene de derin bir saygı uyandırıyor. Seyredildiğini biliyor, rahatsız da olmuyor bundan. Yüzünü uzaklarda uzanan ufuk çizgisine dönmüş, gizlemeden, sakınmadan dolaştırıyor bakışlarını. Mimarlık mesleğinin tüm bilgisinin, tüm zenginliğinin seferber olup kendisini ortaya çıkardığını biliyor. Mimarının birey olarak beslediği istekleri, mimarının yaşadığı özlemleri, o en benzersiz yanını yaşam alanına taşıdığını gayet iyi biliyor.
İçinde birileri oturmaya başladığında ise yepyeni bir anlamla doluyor, çevrede yaşayanlar gözünde odak noktası oluyor. Gelip geçenler, konuklar, meraklılar, herkes rahat bir ortamda olduğunu hissediyor hemen. Tek başına kaldığındaysa, kendine o pek yaraşan saygılı duruşuna bürünüyor yeniden.
Haberi sosyal medyada paylaşın.
0 Yorum
Yorum Yap