AB'nin Elektrik Sektörü Emisyonlarında Rekor Düşüş



Uluslararası enerji düşünce kuruluşu Ember'in, AB ülkelerinin 2023'teki elektrik üretim ve talep verilerini analiz ettiği Avrupa Elektrik Değerlendirmesi raporu yayımlandı.

Buna göre, AB ülkelerinin kömürden elektrik üretimi 2023'te yıllık bazda yüzde 26 azalarak 333 teravatsaate geriledi ve bugüne kadarki en düşük seviyesini gördü. Böylece kömür, geçen yıl AB elektrik üretiminin yüzde 12'sini karşıladı.

Doğal gazdan elektrik üretiminde ise yüzde 15 ile 1990'dan beri yıllık bazdaki en büyük düşüş görüldü. Doğal gazın AB'nin elektrik üretimindeki payı 2023'te yüzde 16,8 oldu.

Fosil yakıtlardan toplam elektrik üretiminin geçen yıl yüzde 19 azalmasıyla bu kaynaklar ilk kez AB elektriğinin üçte birinden daha azını sağladı.

Reklam Goruntulenme Bolumu

Rüzgarın payı ilk kez doğal gazı geride bıraktı
Rüzgar enerji geçen yıl AB'nin elektrik üretiminin yüzde 17,6'sını karşılayarak, ilk kez doğal gazı geride bıraktı. Güneş enerjisinin toplam elektrik üretimindeki payı da yüzde 9,1 oldu.

Rüzgar ve güneş enerjisi, 2023'te AB elektriğinin yüzde 26,7'sini üreterek ilk kez dörtte birin üzerine çıktı.

Hidroelektrikten üretim ise 2022'deki düşük seviyelerinden toparlanarak geçen yıl AB elektriğinin yüzde 11,8'ini sağladı, nükleer enerji ise toplam elektriğin yüzde 23'ünü oluşturdu.

Böylece, yenilenebilir enerji kaynaklarının AB'nin elektrik üretimindeki toplam payı yüzde 44 ile rekor kırdı.

Rüzgar ve güneş enerjisi başta olmak üzere yenilenebilir enerji kaynaklarının payındaki artış ve fosil yakıtlardan elektrik üretimindeki keskin azalmaya bağlı olarak, AB'nin elektrik üretim sektöründen kaynaklanan emisyonlarda yüzde 19 ile kayıtlardaki en büyük düşüşü sağladı.

Yenilenebilir enerji kaynaklarındaki büyümeye ek olarak, elektrik talebindeki gerileme de fosil yakıtlardan üretimin azalmasına katkı sağladı. AB'nin elektrik talebi 2023'te önceki yıla göre yüzde 3,4 düştü. Bu gerilemenin üçte birinden fazlası sanayi sektörünün elektrik tüketiminde görüldü.

Ember'in analizine göre, AB temiz bir enerji sistemine doğru ilerliyor, ancak AB hedefleri için yenilenebilir enerji kaynaklarının daha hızlı yaygınlaşması gerekiyor.

AB hedeflerine ulaşmak için rüzgar ve güneş enerjisindeki büyümenin hızlanmasına ihtiyaç duyuluyor. AB'nin REPowerEU planı, rüzgar ve güneş enerjisinin elektrik üretiminde 2023'te yüzde 27 olan payının 2030'da yüzde 55'e çıkarılmasını öngörüyor.

"Rehavete kapılmanın zamanı değil"
Ember Avrupa Program Direktörü Sarah Brown, rapora ilişkin değerlendirmesinde, AB'nin enerji sektörünün büyük bir değişimin ortasında olduğunu belirterek, "Belkemiğini rüzgar ve güneş enerjisinin oluşturduğu bir sistem ortaya çıktıkça fosil yakıtlar her zamankinden daha küçük bir rol oynuyor. Enerji krizi ve Rusya'nın Ukrayna'yı işgali kömür ve gazın yeniden canlanmasına yol açmadı. Kömür kullanımdan kalkmak üzere, rüzgar ve güneş enerjisi geliştikçe gaz da nihai bir düşüşe geçecek. Ancak, rehavete kapılmanın zamanı değil. AB'nin fosil yakıtların risklerinden arınmış bir sistem yaratmak için rüzgar, güneş ve esnekliği hızla devreye sokmaya odaklanması gerekiyor." ifadelerini kullandı.

Reklam Goruntulenme Bolumu

Ember Küresel Direktörü Dave Jones, ise elektrifikasyonun daha fazla ısı pompası, elektrikli araç ve elektrolizörle gerçekleştikçe, AB'nin elektrik talebinin artacağı yeni bir döneme gireceğine işaret ederek, "Güvenli bir iklim için gereken emisyon kesintilerini sağlamak, yenilenebilir enerji kaynaklarının bu talep artışına ayak uydurmasını gerektirecek." değerlendirmesinde bulundu.

Avrupa Parlamentosu Başkan Yardımcısı Martin Hojsik de Avrupa ekonomisinin fosil yakıtlardan temiz enerjiye geçiş yapmakta olduğunu dile getirdi.

Bazı ülkelerin sosyal ve ekonomik bir fırsat olarak daha fazla rüzgar ve güneş enerjisi kullanmak için yarıştığını kaydeden Hojsik, "Özellikle Orta ve Doğu Avrupa'daki diğer ülkeler bu konuda geride kalıyor ve bu fırsatı kaçırma tehlikesiyle karşı karşıya. Kıtanın rekabet gücü tehlikede. AB, sadece enerji dönüşümünün faydalarından yararlanmak için değil, aynı zamanda ithal fosil yakıtlarla ilgili güvenlik risklerinden korunmak için de bir bütün olarak ve hızlı bir şekilde temiz enerjiye geçişi sağlamalıdır." uyarısında bulundu.